Free songs

İNANILMAZ ÖRÜMCEK-ADAM 2 (The Amazing Spider-Man 2, 2014)

Haz 9 • Beyazperde, Kritikler • 109349 Görüntülenme • İNANILMAZ ÖRÜMCEK-ADAM 2 (The Amazing Spider-Man 2, 2014) için 2.277 yorum

hr_The_Amazing_Spider-Man_2_59Üçüncü filmi bir kenara bırakırsak zaten başarılı olmuş bir seriyi sadece 5 sene sonra ‘yeniden ele alarak’ tarih yazan (!) ilk The Amazing Spider-Man, muhtemel fiyasko olmanın çok uzağında bir başarı yakalamıştı hatırlarsanız. Bu durum, yeni serinin gerekliliği konusunda kafamızda oluşan soru işaretlerini kaldırmadı ne yazık ki. Teknoloji ve bunun getirisi olan özel efekt departmanları her geçen yıl daha da gelişiyor olabilir ancak bu gelişim aynı hikayeye yeni baştan başlamayı ne kadar gerektirir? Binalar arası ağlar örerek atlayıp zıplamanın daha gerçekçi görünmesi, buna ek olarak Örümcek Adam’ın gözünden bizi bu heyecana ortak eden pov çekimlerin üzerine oynayan pazarlama stratejisi çıtayı ne kadar yükseltebilir? Cevap basit. Yükseltmez ama yine de yetiyor işte.

İlk film hakkında yaptığım bu girizgahın biraz fazlaca olumsuz olduğunun farkındayım. Biraz da iyi yönlerine bakalım yeni serinin. Gerçek hayatta da sevgili olan başrol ikilisi Andrew Garfield ve Emma Stone arasındaki uyum gözden kaçacak gibi değil mesela. Sonuçta ergen sayılabilecek bir süper kahramandan bahsediyoruz ve aşk mefhumu çok önemli. Sam Raimi‘nin pek de layıkıyla yerine getiremediği şey ‘gençlik filmi olabilme’ göreviydi. Mizahı da unutmayalım. Orijinal çizgi roman serilerinde düşmanlarıyla kapışırken espri yapmayı ihmal etmeyen bir Örümcek Adam vardır. Bu konuda da ciddi bir başarısı var yeni serinin. Aksiyon ve kötü adam kullanma becerisine ise hiç girmeyelim, anlaşıldı ki bu kanat Marc Webb‘in kullanmadığı ayağına denk geliyor.

The Amazing Spider-Man 2, Peter ve Gwen’in lise mezuniyeti heyecanıyla başlıyor. İlişkileri biraz sallantıda zira Peter’ın Gwen’in babasına verdiği ‘onu tehlikelerden koruma sözü’ ciddi anlamda kafa kurcalıyor. Her köşe başında arz-ı endam eden geçmişin hayaleti, Peter’a Gwen’den uzak durmasını öğütlüyor sanki. Bir yandan da Örümcek Adam kendisinin hayatını kurtardığından beri kahramanına hayranlık duyan asosyal Oscorp mühendisi Max (Jaime Foxx)’i tanıyoruz. Hayranlığı giderek takıntıya dönüşedursun, geçirdiği kaza sonucu elektriğe hükmeden bir kötü adam hüviyetine giriyor. Durun bir dakika! Devam filmlerinde tek bir kötü adam olmaz genellikle. Peter’ın rahmetli babasının ortağının oğlu ve çocukluk kankası Harry (Dane DeHaan) da genetik hastalığından kurtulmak için Örümcek’in kanına muhtaç. İşin içine Peter’ın babasını tanıma çabaları da girince buyrun size birinci sınıf bir karambol.

The Amazing Spider-Man 2’in en büyük sorunu bu. Çok dolu olayım derken hiç bir ayrıntıya gerekli özeni gösterememesi. Max’in Electro’ya dönüşmesi ve Örümcek Adam’a karşı duyduğu öfkeye neden olan motivasyonlar tam bir komedi. Hayranlıktan takıntıya, takıntıdan nefrete, nefretten düşmanlığa evrilen süreç inandırıcı değil. Perdeye uyarlanması Watchmen’ki Dr. Manhattan’dan sonraya denk gelmesi itibariyle tasarım olarak da çekici bir şey barındırmayan Electro’nun (kusura bakmayın şu an ismine gülüyorum ) şehri karanlığa boğduğu esnalarda arka planda kendine eşlik eden muhteşem müziği olmasa ‘fiyasko’ kelimesini rahatça kullanabilirdim. Neyse ki Chronicle’da sahip olduğu güçler beynini yakan ve kötü adam olmaya karar veren karakterler konusunda başarısını ispatlayan Dane DeHaan var. Her ne kadar bu film özelinde Green Goblin’den ciddi bir atak görmesek de James Franco‘nun oturup ‘ben nerede yanlış yaptım?’ diye düşünmesi gerekiyor.

Marc Webb’in (500) Days of Summer‘da herkese kabul ettirdiği karakterler arasındaki ilişkileri ilgi çekici hale getirebilme yeteneği yine yerli yerinde. Ama aksiyon sahneleri? Ah o aksiyon sahneleri. Bir sinemacının hala Matrix etkisinde olduğunu görmek ne kadar acı verici bir deneyim. Aynı şeyleri, estetik duygusundan nasibini almamış bir şekilde ‘iddialı bir an’ parantezinde seyirciye sunmak hiç de akıl karı değil. Neredeyse animasyona varan hesaplaşma anlarının üzerimizde yarattığı en ufak gerilim ve heyecan duygusu yok.

Sonuç, bir gençlik romantik komedisi olarak iyi ama bir süper kahraman filmi olarak vasatın altında. Süper kahraman mitolojilerinin her biri birbirinden iyi örneklerini izlediğimiz böyle bir dönemde The Amazing Spider-Man 2, ilk filmden iki adım geri atıyor. Bakalım devamında durumu nasıl kurtaracak?

5 üzerinden 2